André Kertész,
orta hâlli bir ailenin çocuğu olarak 2
Temmuz 1894'te Macaristan'da doğdu.
Babasını 14 yaşında kaybeden André
ile amcası ilgilendi. Hiçbir zaman
severek çalışmadığı, ilk ciddi işi olan
Budapeşte Borsası'na girmesine da amcası
önayak oldu.
İlk kamerasını 1912'de alarak fotoğrafla
ilgilenmeye başlayan André
Kertész, o
dönemdeki fotoğraflarında çevresindeki
insanları aktardı filme. Katıldığı I.
Dünya Savaşı'nda yaralanıncaya dek,
birlikte savaştığı arkadaşlarını, savaş
ortamındaki yaşantılarını fotoğrafladı.
1923 yılında Macaristan Amatör
Fotoğrafçılar Derneği tarafından
kendisine verilen gümüş madalyayı kabûl
etmedi. Madalya yerine bir diploma
verilmesini istedi. Kertész'in
yaşamını ana hatlarıyla dört bölüme
ayırırsak, bu dört bölümün ilki
Macaristan'da geçirdiği ve fotoğrafla
ilgilenmeye başladığı bu yıllardır.
Kertész 1925
yılında fotoğraf alanında serbest
çalışmalar yapmak için 1936 yılına kadar
yaşayacağı Paris'e gitti. Burada dönemin
önemli sanatçılarıyla iletişime geçti,
bazı dergiler ile temas kurdu. İlk
kişisel sergisini 1927'te Paris'teki Au
Sacré du Printemps
galerisinde açtı. 1928 yılında Leica
marka makine aldı ve çalışmalarını
Paris'teki gündelik yaşamı, sokakları,
çevresindeki sanatçıları fotoğraflayarak
sürdürdü. Bu yıllar onun sanatsal
dilinin yerleştiği, tarzının
belirginleştiği yıllar oldu.
1936 yılında New York'a taşınan
André Kertész,
bir dönem Look, Harper's Bazaar, Vogue gibi
dergiler için fotoğraf çekti. Aslında uzun süre
kalmayı düşünmediği hâlde II. Dünya Savaşı'nın
patlak vermesinden dolayı New York'tan
ayrılamadı. 1962 yılında yayınevi ile yaptığı
sözleşme sona erdi. Böylece kişisel
fotoğraflarına tekrar ağırlık verme imkânını
yakalayarak bu dönemde de önemli fotoğraflara
imza atan Kertész, 28
Eylül 1985'te Fifth Avenue'nün 2 numaralı
apartmanının 12-J dairesinde, uykusunda sessizce
yaşama veda etti.
André Kertész,
değerinden bir şey kaybetmeyen eserleri ve
yarattığı özgün tarzı ile fotoğrafçılık için çok
önemli bir isim olmasının yanında, yirminci
yüzyılın en önemli sanatçılarının arasına da
ismini yazdırdı. Birçok farklı türde fotoğraf
çekti, çalıştığı her türe kendine özgü üslûba
ait imzasını atmayı bildi.
Işık kadar gölge ve karanlığı da ustaca
kullandı. Kullandığı küçük formatlı fotoğraf
makineleri ile günlük yaşamın içindeki sade estetiği
en iyi şekilde fotoğraflarına aktardı, sıradan
nesnelerin ayrıntılarından elde ettiği yaratıcı
kompozisyonlar ile kendi dönemindeki ve
kendinden sonraki fotoğrafçılara yaratıcı bakış
adına yol gösterici oldu. Henri Cartier-Bresson'un
onun için söylediği "Bugün yaptığımız her şeyi,
o çok daha önce yapmıştı." sözü, Kertész'in
fotoğrafçılık için öneminin vurgulanması
bakımından güzel bir örnektir.